Tazminat davaları, bir kişinin uğradığı maddi ya da manevi zararın giderilmesi amacıyla açılır. Zarar bazen doğrudan para kaybı şeklinde ortaya çıkar, bazen de kişinin itibarı, sağlığı, huzuru ya da psikolojik durumu zarar görebilir.
ESER SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN TAZMİNAT DAVALARI
Eser sözleşmesi; bir tarafın (yüklenici/müteahhit/usta) belirli bir işi yapmayı, diğer tarafın ise bunun karşılığında ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Örneğin ev yapımı, tadilat, inşaat, mimari proje, özel üretim işler bu kapsamdadır.
Eğer işi yapan kişi işi zamanında teslim etmez, eksik yapar ya da ayıplı (kusurlu) şekilde teslim ederse iş sahibinin tazminat talep etme hakkı doğabilir.
Türk Borçlar Kanunu m. 470’e göre:
“Yüklenici, bir eser meydana getirmeyi; iş sahibi de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlenir.”
Maddi Tazminat Davaları
Gecikme Nedeniyle Tazminat
Yüklenicinin işi süresinde teslim etmemesi hâlinde gecikme tazminatı gündeme gelir. Gecikme, iş sahibinin zarara neden olmuşsa, TBK m. 106/2’ye göre bu zarar da talep edilebilir. Örneğin kira gelirinden mahrum kalma, alternatif konaklama giderleri veya faaliyetin başlayamaması nedeniyle gelir kaybı gibi zararlar, gecikme tazminatı kapsamında değerlendirilir.
Ayıplı İfa Nedeniyle Tazminat
Yüklenicinin sözleşmeye aykırı, ayıplı iş yapması hâlinde iş sahibinin seçimlik hakları doğar (TBK m. 475). Bunlardan biri de tazminat isteme hakkıdır. Bu durumda iş sahibi;
Bedel indirimi,
Ayıbın giderilmesi,
Eserin yeniden yapılması,
Sözleşmeden dönme,
Zararın tazmini gibi taleplerde bulunabilir.
Munzam Zarar Talebi
Borçlu gecikmiş ve bu gecikme nedeniyle alacaklı faiz dışında da bir kayba uğramışsa, bu ek zarar da talep edilebilir.
Örneğin enflasyon nedeniyle paranın değer kaybetmesi, alacağın zamanında ödenmemesi sebebiyle yatırım fırsatının kaçırılması gibi zararlar bu kapsamda değerlendirilebilir.
Ancak bu zararın somut olarak ispat edilmesi gerekir.
Manevi Tazminat Davaları
Eser sözleşmesinden doğan ihlaller sadece maddi değil, manevi zararlara da yol açabilir. TBK m. 58’e göre kişilik hakkı ihlal edilen kimse, uygun bir manevi tazminat talebinde bulunabilir.
Manevi zarar, kişide derin üzüntü, hayal kırıklığı, stres, psikolojik yıkım gibi etkilerle ortaya çıkar. Özellikle şu durumlarda manevi tazminat istenebilir:
Yüklenicinin eseri kötü ve ayıplı yapması sonucu konutta yaşanamayacak koşulların oluşması,
Aile mahremiyetinin, sağlığının veya güvenliğinin zedelenmesi,
İş sahibinin psikolojik olarak çökmesi, toplumsal itibar kaybı yaşaması.
Yargıtay uygulamasında da, özel hayata müdahale eden ayıplı işler, konutun yaşanamaz hâle getirilmesi gibi durumlar manevi tazminat gerekçesi olarak kabul edilmiştir.
Manevi tazminatın miktarı hâkim takdirine bırakılmıştır. Ancak tazminatın caydırıcı olması, mağdurun tatmin edilmesi ve ihlalin ağırlığına orantılı olması gerekir. Hâkim, tarafların ekonomik durumunu, ihlalin sonuçlarını ve sosyal etkilerini dikkate alır.
HAKSIZ FİİLDEN KAYNAKLANAN TAZMİNAT DAVASI
Bir kişinin hukuka aykırı bir davranışı sonucunda başka bir kişi zarar görürse haksız fiil söz konusu olur.
Tazminat talep edebilmek için genellikle şu unsurlar aranır:
Hukuka aykırı bir davranış,
Gerçekleşmiş bir zarar,
Zarar ile davranış arasında bağlantı (illiyet bağı),
Kusur.
Bu şartlar varsa zarar gören kişi maddi ve/veya manevi tazminat talep edebilir.
Basın Yayın Yoluyla Kişilik Haklarının İhlali Nedeniyle Manevi Tazminat Davası
Basın yayın organları görevlerini yerine getirirken, kişilik haklarına saygı göstermek zorundadır. Ancak bazı durumlarda kişilik hakları ihlal edilebilir. İftira, hakaret veya yanıltıcı bilgilerin kullanılması, özel hayatın gizliliğinin ihlali gibi durumlar bunlara örnek gösterilebilir. Bu tür ihlaller geniş kitlelere ulaştığı için sonuçları daha yıkıcı olabilir ve bireylerin itibarına zarar verebilir. Bu sebeple basın yayın yoluyla kişilik haklarının ihlali durumunda, zarar gören kişinin maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı doğar. Ayrıca kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan eylem bir suç teşkil ediyorsa bundan zarar gören birey savcılığa suç duyurusunda bulunabilir.
Basın, medya, internet veya sosyal medya yoluyla bir kişinin:
Şeref ve haysiyetine saldırı yapılması,
Asılsız haber yayımlanması,
Özel hayatının ifşa edilmesi,
İtibarının zedelenmesi
durumunda kişilik haklarının ihlali söz konusu olabilir.
Bu gibi durumlarda zarar gören kişi manevi tazminat talep edebilir. Eğer maddi bir kayıp da oluşmuşsa maddi tazminat da istenebilir.
Tazminat davası açma süresi genellikle:
Faili ve fiili öğrenmeden itibaren 2 yıl,
Her hâlükârda olay tarihinden itibaren 10 yıldır.
Doktor Hatası (Malpraktis) Tazminat Davası
Doktor hatası nedeniyle tazminat davası, genellikle zarar gören hasta veya hasta yakınları tarafından açılır. Yani, doktorun veya sağlık kuruluşunun tıbbi hizmetlerinde kusurlu davranışı sonucunda zarar gören kişi veya kişiler, hukuki süreç başlatarak tazminat talep edebilirler. Bu durumda, davalılar genellikle doktor veya sağlık kuruluşu olacaktır. Ancak, doktor hatası durumunda zarar gören kişiye bağlı olarak davalılar değişebilir. Örneğin, bir sağlık kuruluşunun yanlış tanı veya tedavi nedeniyle zarar gören hasta hem doktoru hem de sağlık kuruluşunu davalı olarak gösterebilir.
Doktor hatası tazminat davası açabilmek için belirli şartların sağlanması gerekmektedir:
Hukuka Aykırılık: Öncelikle, doktorun veya sağlık kuruluşunun eyleminin hukuka aykırı olması gerekmektedir. Yani, doktor veya sağlık kuruluşu, tıbbi standartlara veya mevzuata uygun davranmamış olmalıdır.
Zararın Mevcudiyeti: Tazminat davası açabilmek için zararın varlığı şarttır. Zarar, hastanın bedensel, zihinsel veya maddi olarak bir kayba uğraması anlamına gelir. Bu zararın doğrudan doktor hatasından kaynaklanması gerekmektedir.
İlliyet Bağı: Zararın doktor hatasından kaynaklandığının ispatı gerekmektedir. Yani, doktor hatası ile zarar arasında nedensel bir ilişki olmalıdır. Zararın doktor hatası nedeniyle meydana geldiği açıkça kanıtlanmalıdır.
Kusur: Doktor veya sağlık kuruluşunun kusurlu davrandığının kanıtlanması gerekir. Bu kusur, tıbbi standartlara uygun davranmama veya dikkatsizlik gibi unsurları içerebilir.
Tedavinin Olumsuz Sonuçlanması ve Hata: Tazminat davası açabilmek için, tedavinin olumsuz sonuçlanması veya beklenmedik komplikasyonlar yaşanması yeterli değildir. Önemli olan, bu olumsuz sonucun doktor hatasından kaynaklanmasıdır.
Zamanaşımı Süresi: Tazminat davası, genellikle belirli bir süre içinde açılmalıdır. Bu süreye “zamanaşımı süresi” denir. Zaman aşımı süresi, genellikle zararın meydana geldiği tarihten itibaren başlar ve belirli yasal süreler içinde dava açılmalıdır.
Kamu hastanelerine karşı hizmet kusurundan kaynaklanan malpraktis nedeniyle tazminat davası, idare mahkemelerinde açılabilmektedir. Bu tür bir davaya geçmeden önce, zararın ve hekim hatasının bilindiği tarihten itibaren en geç 1 yıl ve kesinlikle 5 yıl içinde ilgili idareye yazılı bir başvuruda bulunulması gerekmektedir. Başvurunun reddedilmesi durumunda, malpraktis sebebiyle tam yargı davası açılabilir.
İdare, başvuruyu kısmen veya tamamen reddederse, reddin yapıldığı tarihten itibaren 60 gün içinde idare mahkemesine doktor hatası tazminat davası açılmalıdır. Tazminat isteminin 30 gün içinde yanıtlanmaması, isteğin reddedildiği kabul edilir. Bu durumda, tazminat isteminin reddedildiği tarihten itibaren 60 gün içinde malpraktis sebebiyle dava açılabilir.
Noterlerin Hukuki Sorumluluğu ve Tazminat Davası
Kusursuz sorumluluk, noter işlemlerinde objektif ve nesnel sorumluluk ilkesine dayanmaktadır. Bu sistemde, noter her türlü dikkat ve özeni göstermiş olsa bile, işlemden doğan zarar karşısında sorumluluk doğar. Yani zarar gören kişinin, noterin kusurunu ispat etmesine gerek yoktur; bu durum mağduru koruyan bir hukukî güvence sağlar.
Kusursuz sorumluluğun ortaya çıkabilmesi için birkaç temel unsur bulunur:
ZARARIN VARLIĞI: Noter işlemi sonucu, maddi veya manevi bir kayıp oluşmuş olmalıdır. Bu zarar, doğrudan noter işlemi ile ilişkilendirilebilmelidir.
İŞLEM İLE BAĞLANTI: Zararın, noterlik işlemiyle doğrudan bağlantısı olması gerekir. İşlem ne kadar özenli yapılmış olursa olsun, zarar meydana geldiyse sorumluluk doğabilir.
HUKUKA AYKIRILIK: İşlem, yürürlükteki mevzuata veya noterlik görev kurallarına aykırı olmalıdır. Örneğin, kimlik tespiti eksik veya hatalı yapılmışsa veya vekâletname sahte belgelerle düzenlenmişse, noter işlemin hukuka aykırılığı nedeniyle sorumlu tutulur.
İLLİYET BAĞI: Zarar ile noter işlemi arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Bu bağın varlığı, sorumluluğun temelini oluşturur ve noter işleminin doğrudan sonucu olarak zararın meydana geldiğini gösterir.
Yayın Yoluyla Kişilik Haklarına Saldırı Nedeniyle Tazminat
Basın, medya veya internet yoluyla yapılan yayınlar sonucunda bir kişinin şeref, haysiyet, özel hayat, itibar veya kişilik değerlerinin hukuka aykırı şekilde zedelenmesi halinde açılan tazminat davasıdır.
Dayanağı başta Türk Borçlar Kanunu m. 58 olmak üzere, Türk Medeni Kanunu m. 24-25 ve Basın Kanunu hükümleridir.
Basın özgürlüğü korunmakla birlikte, bu özgürlük kişilik haklarına saldırı oluşturacak şekilde kullanılamaz. Hukuka aykırı bir yayın söz konusuysa mağdur tazminat talep edebilir.
Basın yoluyla kişilik haklarının ihlali halinde mağdur Manevi tazminat talep edebilir.
Şartları:
Haksız fiil (hukuka aykırılık)
Zarar (manevi zarar)
İlliyet bağı
Kusur
Manevi tazminatın amacı zenginleşme değil, manevi tatmin sağlamak ve ihlalin etkilerini hafifletmektir. Fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, herhâlde fiilden itibaren 10 yıl.
Haksız Rekabetten Kaynaklanan Tazminat Hakkı
Haksız rekabetten kaynaklanan tazminat hakkı, rekabeti engelleyen, bozan, kısıtlayan veya hâkim durumunu kötüye kullanan teşebbüslerin, bu eylemler nedeniyle zarar gören kişilere karşı zararlarını tazmin etme yükümlülüğünü ifade eder.
Dayanağı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun m. 57 ve 58’dir.
Tazminatın Kapsamı
Zarar görenler, ödedikleri bedel ile rekabet olmasaydı ödeyecekleri bedel arasındaki farkı talep edebilir.
Rekabetten etkilenen rakip teşebbüsler, uğradıkları tüm zararların tazminini isteyebilir.
Birden fazla fail varsa müteselsil sorumluluk uygulanır.
Üç Kat Tazminat (Kartel Tazminatı)
Zarar; tarafların anlaşması, kararı veya ağır ihmali sonucu doğmuşsa hâkim:
Uğranılan maddi zararın
veya
Failin elde ettiği / elde etmesi muhtemel kârın üç katına kadar tazminata hükmedebilir.
Bu düzenleme yalnızca zararı karşılamayı değil, aynı zamanda caydırıcılık sağlamayı amaçlar.
Taşıyıcının Tazminat Yükümlülüğü
Taşıyıcının tazminat yükümlülüğü, taşıma sırasında eşyanın ziyaı (kaybı), hasarı veya gecikmesi nedeniyle doğan zararlardan sorumlu olmasıdır.
Dayanağı Türk Ticaret Kanunu hükümleridir. Taşıyıcı, kanunda öngörülen sorumluluktan kurtuluş sebeplerini ispat edemezse zararı tazmin etmekle yükümlü olur.
Tazminat, taşıma sözleşmesinin gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle gönderenin veya gönderilenin uğradığı müspet zararın (malvarlığındaki değer farkının) karşılanmasını amaçlar.
Zıya (Tam veya Kısmi Kayıp) Halinde
Eşyanın, taşıyıcıya teslim edildiği yer ve zamandaki piyasa değeri esas alınır.
Zarar, eşyanın değeri üzerinden hesaplanır.
Hasar Halinde
Hasarsız değer ile hasarlı haldeki değer arasındaki fark tazmin edilir.
Gecikme Halinde
Taşıma ücretinden indirim yapılır. Gecikmenin ağırlığına göre taşıma ücreti tamamen ortadan kalkabilir ve bazı hallerde taşıma ücretinin üç katına kadar sorumluluk doğabilir.
Ek Giderler
Zararın tespiti için yapılan zorunlu masraflar da ayrıca talep edilebilir.
Estetik Ameliyat Hatası Nedeniyle Tazminat Hakkı
Estetik ameliyatlar, insanların görünümünü iyileştirmek, güzelleştirmek veya bazı durumlarda sağlık sorunlarını düzeltmek için yaptıkları operasyonlardır. Ancak bazen istenilen sonuç elde edilemez veya yanlış uygulamalar nedeniyle zarar oluşabilir. İşte böyle durumlarda, vatandaşlar estetik ameliyat hatası nedeniyle tazminat talep edebilir.
Estetik cerrah ile hasta arasında bir sözleşme vardır. Bu sözleşmenin türü, müdahalenin amacına ve cerrahın taahhüt ettiği sonuca göre değişir:
Güzelleştirme amaçlı ameliyatlarda eser sözleşmesi uygulanır: Cerrah belirli bir sonucu garanti eder.
Tedavi amaçlı ameliyatlarda vekâlet sözleşmesi geçerlidir: Cerrahın görevi, özenle müdahaleyi yapmak ve tıbbi standartlara uymaktır.
Sözleşme, hangi ameliyatın yapılacağını, riskleri, olası komplikasyonları ve beklenen sonuçları net olarak yazmalıdır. Aksi takdirde hukuki anlaşmazlık çıkabilir.
Cerrahın yükümlülükleri şunlardır:
Bilgilendirme ve Onam Alma:
Hastaya ameliyatın amacı, yöntemi, riskleri ve olası sonuçları anlatmak
Hastadan bilinçli şekilde onam almak
Tıbbi Özen:
Cerrah, mesleki bilgi ve deneyimini kullanarak, işlemi doğru ve dikkatli şekilde yapmak zorundadır.
Taahhüt Edilen Sonuç (Güzelleştirme ameliyatlarında):
Cerrah, garanti verdiği sonucu elde edemezse, sözleşmeye aykırılıktan dolayı sorumlu olur.
Cerrahın sorumluluğunu etkileyebilecek veya tamamen ortadan kaldırabilecek durumlar şunlardır:
Aydınlatılmış onam: Hasta ameliyat öncesi tüm riskler hakkında bilgilendirilmiş ve onay vermişse, cerrah sorumluluğu sınırlanabilir.
Komplikasyonlar: Cerrahın özenli davranmasına rağmen oluşan beklenmedik tıbbi durumlar sorumluluğu azaltabilir.
Hasta ihlali: Hastanın iyileşme sürecine uymaması veya cerrahın önerilerini dikkate almaması da sorumluluğu etkiler.
Özetle, estetik ameliyatlarda istediğiniz sonuç gerçekleşmezse veya cerrah hatalı bir uygulama yaparsa, maddi ve manevi tazminat hakkınız vardır. Önemli olan: ameliyat öncesi aydınlatılmış onam almak ve tüm süreci belgelendirmektir.