Trafik Kazasından Kaynaklı Tazminat Davası nedir?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 49/1’e göre; “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” Aynı şekilde, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 24/1’e göre; “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.” Haksız fiil sorumluluğu, kişinin kusurlu bir şekilde hukuka aykırı bir fiille başkasının şahıs varlığında veya mal varlığında sebep olduğu zararın giderilmesini düzenleyen sorumluluk türüdür. Trafik kazasından kaynaklı tazminat davasının hukuki dayanağı da 49. Maddede düzenlenen haksız fiil sorumluluğudur.
1. Maddi Tazminat
A. Ölümlü trafik kazaları nedeniyle maddi tazminat (TBK md. 53)
Cenaze giderleri,
Tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar,
Ölenin desteğinden yoksun kalanların bu sebeple uğradıkları maddi kayıplar
B. Yaralanmalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat (TBK md. 54)
Tedavi giderleri,
Kazanç kaybı,
Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar,
Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar,
C. Maddi hasarlı trafik kazaları nedeniyle maddi tazminat
Araçta meydana gelen hasar tazminatı,
Araç mahrumiyet bedeli,
Aracın değerinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan kayıp (değer kaybı tazminatı),
Trafik kazası nedeniyle kaza mağduruna ait bir taşınır veya taşınmaz mala verilen zararların tazmini,
Kazanç kaybı (ticari araçlar açısından talep edilir.)
2. Manevi Tazminat
A. Kaza mağdurunun manevi zararlarının tazmini,
B. Mağdur yakınlarının manevi zararlarının tazmini,
şeklinde birçok farklı tazminat türü ve zarar kalemi söz konusu olmaktadır. Bunların her biri meydana gelen kaza özelinde değerlendirilir.
Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat
Maddi tazminat, bir kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmenin giderilmesi amacıyla ödenen tazminat türüdür. Kişinin malvarlığında meydana gelen tazminat, yalnızca bir kişinin eşya zararı değil, objektif bir şekilde ölçülebilir nitelikte olan bedensel zararları gibi zararları da kapsamaktadır. Yukarıda da belirtmiş olduğumuz üzere; Haksız Fiillerden Kaynaklı tazminat isteklerinde hangi kalemlerin talep edilebileceği 6098 Türk Borçlar Kanununun 53 ve 54. Maddelerinde genel başlıklar halinde gösterilmiştir.
A. Ölümlü Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat
Ölümlü trafik kazalarında kusurlu davranışları sebebiyle ölüme sebebiyet veren kişi, ölenin yakınlarının talebi üzerine ölenin cenaze masrafları, ölümün hemen gerçekleşmemiş olması durumunda tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıpları ve ölenin desteğinden yoksun kalanların bu sebeple uğradıkları maddi kayıpları maddi tazminat olarak ödemek durumunda kalır. (TBK md. 53)
Trafik kazasında zarar gören kişinin olay yerinde derhal vefat etmesi halinde, tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması veya tamamen yitirilmesinden kaynaklanan zarar kalemleri söz konusu olmayacağından, bu kalemlerin maddi tazminat kapsamında talep edilmesi mümkün değildir. Buna karşılık, kazaya maruz kalan kişinin olay yerinde yaşamını yitirmeyip hastaneye sevk edilmesi, bir süre tedavi görmesi ve tedavi süreci devam ederken vefat etmesi durumunda; ölüm anına kadar geçen süre içerisinde yapılan tedavi giderleri ile bu süreçte çalışma gücünün azalması veya kaybından doğan zararların, sorumlu taraftan maddi tazminat olarak talep edilmesi mümkündür.
Destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanabilecek kişiler yalnızca murisin eşi ve çocuklarıyla sınırlı değildir. Önemli olan, ölen kişinin sağlığında fiilen ve düzenli olarak destek sağladığının ispat edilebilmesidir. Bu kapsamda, murisin desteğinden yararlandığını ortaya koyabilen tüm yakınlar, şartların varlığı halinde tazminat talebinde bulunabilir. Destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında ise somut olayın özellikleri dikkate alınarak kapsamlı bir değerlendirme yapılır. Bu çerçevede; tarafların kusur oranları, murisin yaşı, mesleği ve mesleki konumu, kariyer gelişim ihtimali, gelir düzeyi, ölüm tarihindeki kazancı, yaşam standartları ile hak sahiplerine sağladığı mevcut ve ileride sağlayabileceği muhtemel destek miktarı gibi pek çok kriter göz önünde bulundurulur. Önemle belirtmek gerekir ki; ölenin mirasçısı olmayıp da ölenin desteğinden faydalanan kişiler maddi hasar nedeniyle tazminat talebinde bulunamazlar, yalnızca ölenin desteğinden yoksun kalma tazminatı talep edebilirler.
B. Yaralanmalı Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat
Yaralanmalı trafik kazalarında maddi tazminat olarak talep edilebilecek olan zarar kalemleri: Tedavi giderleri, her türlü iş ve kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplardır.
Tedavi giderlerinin sorumlu taraftan talep edilebilmesi için, söz konusu masrafların Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanmamış olması gerekir. Zira SGK tarafından karşılanan bir tedavi giderinin ayrıca kusurlu sürücüden talep edilmesi, aynı zarar kalemi bakımından mükerrer tahsil sonucunu doğuracaktır. Bu durum ise; sebepsiz zenginleşme sonucuna yol açar. Nitekim tazminat hukukunun temel amacı, zarar göreni zenginleştirmek değil, uğranılan zararı gidermek ve malvarlığını zarar öncesi duruma mümkün olduğunca iade etmektir. Bu nedenle yalnızca SGK tarafından karşılanmayan ve fiilen zarar gören tarafından katlanılan tedavi giderleri maddi tazminat kapsamında talep edilebilir.
Kazanç kaybı, trafik kazası nedeniyle yaralanan mağdurun, geçici iş göremezlik süresi boyunca elde edemediği gelirinin tazmini amacıyla talep edilen bir zarar kalemidir. Kaza sonucu yaralanan kişi, tedavi sürecinde işine devam edemeyebilir ya da yürütmekte olduğu ticari veya mesleki faaliyetlerini sürdüremeyebilir. Özellikle serbest meslek erbabı veya ticari faaliyette bulunan kişiler bakımından, bu süreçte kaçırılan iş fırsatları ve yapılamayan faaliyetler nedeniyle gelir kaybı ortaya çıkabilir. Bu gibi hallerde, kazanın meydana gelmemesi durumunda elde edilmesi muhtemel olan kazancın karşı taraftan talep edilmesi mümkündür. Kazanç kaybının belirlenmesinde ise mağdurun gelir durumu, mesleği, çalışma şekli ve iş göremezlik süresi gibi unsurlar dikkate alınır.
Çalışma gücünün (meslekte kazanma gücünün) azalması veya yitirilmesinden doğan zarar, trafik kazası sonucunda mağdurun mesleki faaliyetini eskisi gibi sürdürememesi nedeniyle gelirinde meydana gelen azalmayı telafi etmeyi amaçlayan bir tazminat kalemidir. Bu zarar türünde esas olan, mağdurun bedensel veya ruhsal bütünlüğünde meydana gelen eksilmenin, doğrudan doğruya çalışma kapasitesini ve buna bağlı olarak kazanç elde etme gücünü azaltmasıdır.
Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zarar, mevcut ve somut gelir kaybından ziyade, mağdurun ileride elde etmesi muhtemel ekonomik imkanların zarar görmesi ihtimaline dayanır. Bu zarar kalemi, çalışma gücünde teknik anlamda bir azalma olmasa dahi gündeme gelebilir. Nitekim bazı durumlarda mağdurun meslekte kazanma gücü tıbben azalmamış olsa bile, bedensel bütünlüğünde meydana gelen kalıcı değişiklikler onun iş piyasasındaki rekabet gücünü, kariyer olanaklarını veya mevcut konumunu koruma imkanını olumsuz etkileyebilir. Örneğin, trafik kazası sonucunda yüzünde ve vücudunun görünür bölgelerinde kalıcı izler oluşan bir oyuncu çalışma gücünde tıbbi anlamda bir azalma bulunmasa dahi, sahne ve rol alma imkanlarının daralması nedeniyle ekonomik geleceğinin sarsıldığının kabulü gerekir. Bu nedenle, çalışma gücü kaybı ile ekonomik geleceğin sarsılması kavramları birbirinden ayrılmalı; somut olayın özelliklerine göre hangi zarar kaleminin oluştuğu hususu ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Yaralanmalı trafik kazalarında yalnızca yaralanan kaza mağduru tarafından maddi tazminat talebinde bulunulabilir. Kaza mağdurunun yaralanmış olması nedeniyle, kural olarak mağdurun yakınları tarafından maddi tazminat talebinde bulunulamaz(çok ağır yaralanma vakaları ve vasilik halleri gibi durumlar istisnadır ki bu durumda bile bizzat talepte bulunan vasi dahi olsa talep, mağdurun kendisi adına yapılır).
Tüm bunlara ek olarak yaralanmalı trafik kazalarında da yaralanmaya ek olarak aynı zamanda maddi hasar söz konusu olabilir ve bu durumda maddi hasar nedeniyle ayrıca tazminat talebinde bulunulabilmesi mümkündür.
C. Maddi Hasarlı Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat
Maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle: Araçta meydana gelen maddi hasar, araç mahrumiyet bedeli, araç değer kaybı, kaza sonucunda araç dışında zarar gören diğer taşınır veya taşınmaz mallara verilen zararlar ve ticari araçlarda yaşanan kazanç kaybı gibi birçok farklı maddi kaybın tazmini söz konusu olabilmektedir.
Trafik kazası sonucunda araçta meydana gelen maddi hasar, araç değer kaybı ile araç dışında kalan taşınır veya taşınmaz mallarda oluşan zararlar, kural olarak sigorta şirketleri tarafından karşılanmaktadır. Zira bu tür zararlar, teminat limitleri dahilinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (uygulamada ZMMS veya ZMSS olarak da anılmaktadır) kapsamında yer almaktadır. Bu çerçevede, kazaya sebebiyet veren aracın işleteni ve sürücüsünün hukuki sorumluluğu, öncelikle zorunlu trafik sigortası teminatı ölçüsünde sigorta kuruluşu tarafından üstlenilmekte; zarar görenler, poliçe limitleri dahilindeki maddi zararlarını doğrudan sigorta şirketinden talep edebilmektedir.
Ancak araç mahrumiyet bedeli ile özellikle ticari araçlar bakımından talep edilebilecek kazanç kaybı, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında yer almamaktadır. Bu nedenle söz konusu zarar kalemleri, doğrudan doğruya kazaya sebebiyet veren işleten ve/veya sürücüden talep edilmelidir. Araç mahrumiyet bedeli ise, trafik kazası nedeniyle aracı hasarlanan kişinin, onarım süresi boyunca aracını kullanamamasından kaynaklanan kullanım kaybının karşılığıdır. Başka bir ifadeyle, kazazedenin aracından fiilen yararlanamadığı süreye ilişkin mahrumiyetinin tazminidir. Nitekim aracı serviste onarımda bulunan kişi, bu süre zarfında ulaşım ihtiyacını karşılamak için taksi, toplu taşıma veya araç kiralama gibi alternatif yöntemlere başvurmak zorunda kalabilir. Araç mahrumiyet tazminatı, işte bu kullanım yoksunluğunun ekonomik karşılığını ifade eder ve somut olayın özelliklerine göre makul onarım süresi esas alınarak hesaplanır.
Trafik Kazası Nedeniyle Manevi Tazminat
Manevi tazminat; kişinin ruhsal ve duygusal bütünlüğünde meydana gelen zararın giderilmesi, başka bir ifadeyle yaşanan acı, elem ve ıstırabın kısmen de olsa hafifletilmesi amacıyla hükmedilen bir tazminat türüdür. Bu tazminatın amacı, maddi bir kaybı karşılamak değil; kişilik değerlerinde meydana gelen zedelenmenin etkilerini dengelemektir.
Trafik kazaları bakımından ise kural olarak, bedensel veya ruhsal zarara uğrayan mağdurun manevi tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, özellikle ağır yaralanma veya ölüm gibi durumlarda, mağdurun yakınları da yaşadıkları derin üzüntü ve elem nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunabilirler. Manevi tazminatın miktarı belirlenirken olayın ağırlığı, tarafların kusur durumu, zararın niteliği ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları gibi unsurlar hakim tarafından somut olayın özellikleri çerçevesinde değerlendirilir. (TBK md. 56)
Manevi tazminatın miktarı, her somut olayın kendine özgü koşulları dikkate alınarak hakim tarafından belirlenir. Bu kapsamda; kazanın meydana geliş şekli, tarafların kusur oranları, sosyal ve ekonomik durumları ile olayın mağdur üzerindeki etkisinin ağırlığı değerlendirmeye alınır. Ayrıca, maddi tazminatta olduğu gibi manevi tazminatın da bir zenginleşme aracı olmadığı gözetilmeli; talep edilecek miktarın hakkaniyet ve ölçülülük ilkelerine uygun olması gerekir. Öte yandan manevi tazminat, kural olarak zorunlu trafik sigortası teminatı kapsamında yer almamaktadır. Bu nedenle manevi tazminat talepleri, sigorta şirketine değil; doğrudan doğruya araç sürücüsüne, araç malikine veya işleten sıfatını taşıyan kişilere yöneltilir. Ancak karşı tarafa ait sigorta poliçesinde manevi tazminatı kapsayan ek bir teminatın bulunması halinde, belirlenen limitler dahilinde tazminatın sigorta şirketinden talep edilmesi mümkün olabilir. Bu sebeple her somut olayda, ilgili sigorta poliçesinin kapsam ve teminat limitlerinin ayrıca incelenmesi önem arz etmektedir.
A. Kaza Mağdurunun Manevi Zararlarının Tazmini
Trafik kazası sonucunda yaralanan, bedensel zarar gören, uzuv kaybına uğrayan, psikolojik travma yaşayan ya da herhangi bir şekilde manevi bütünlüğü zedelenen kişiler, sorumlu taraftan manevi tazminat talebinde bulunabilirler. Manevi tazminata hükmedilmesindeki amaç; mağdurun, iradesi dışında bedensel ve ruhsal bütünlüğünün ihlal edilmesi nedeniyle yaşadığı acı, elem, keder ve ıstırabın kısmen de olsa giderilmesi ve manevi dengenin sağlanmasıdır.
Manevi tazminat, niteliği gereği hakimin takdirine bağlı olup somut olayın özelliklerine göre belirlenir. Bu nedenle manevi tazminat talebinin belirsiz alacak davası veya kısmi dava şeklinde ileri sürülmesi mümkün değildir. Talep edilen miktar dava dilekçesinde açıkça gösterilmelidir. Ayrıca, harca esas değer belirlenirken sonradan bedel artırımı ya da ıslah yoluyla talebin genişletilemeyeceği hususu göz önünde bulundurulmalı; başlangıçta talep edilecek tutar dikkatli ve özenli bir değerlendirme sonucunda belirlenmelidir.
B. Mağdur Yakınlarının Manevi Zararlarının Tazmini
Kural olarak, trafik kazası nedeniyle manevi tazminat hakkı öncelikle yalnızca kazayı doğrudan yaşayan mağdura aittir. Ancak, Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, ağır bedensel zarar veya ölüm durumlarında, zarar görenin kendisi veya ölenin yakınları da manevi tazminat talebinde bulunabilirler. Bu düzenleme, özellikle ölüm veya kalıcı ağır yaralanma gibi ciddi sonuçlar doğuran trafik kazalarında, mağdurun yakınlarının yaşadığı derin üzüntü ve manevi kayıpların da hukuk tarafından korunmasını amaçlamaktadır.
Yalnızca mağdurun aile bireyleri değil, mağdurla sevgi veya yakınlık bağı bulunan ve mağdurun ölümü veya ağır bedensel zarar yaşaması sonucu manevi bütünlüğü zedelenen herkes, manevi tazminat talebinde bulunabilecek hâle gelmiştir. Örneğin, trafik kazası sonucunda doğurganlığını yitiren bir kadının nişanlısı, henüz mağdurla evlilik birliği kurulmamış olsa dahi, yaşadığı manevi zararın tazmini amacıyla manevi tazminat talebinde bulunabilecektir.
TBK md. 56'a göre; "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." şeklinde hüküm altına alınmıştır.