Nafaka; kelime anlamı itibari ile geçimlik, geçinmek için gerekli olan iaşe şeklinde tanımlanabilir. Medeni Kanunda dört çeşit nafaka düzenlenmiştir:
Tedbir Nafakası : Boşanma davası açılmadan önce veya açıldıktan sonra herhangi bir eşin veya ergin olmayan çocukların (18 yaşından küçük çocuklar) geçinmesini sağlamak üzere hükmedilen nafaka türüdür.
İştirak Nafakası : Boşanma davası neticesinde çocuğun velayeti kendisinde olmayan eş aleyhine çocuğun giderlerine katılmasını sağlamak üzere hükmedilen nafakadır.
Yoksulluk Nafakası : Evliliğin boşanma kararı ile bitmesi nedeniyle yoksulluğa düşecek eş lehine, diğer eş aleyhine hükmedilen nafakadır.
Yardım Nafakası : Yardım nafakasının boşanma davası veya evlilik ile bir ilişkisi yoktur. Bir kimsenin, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan altsoy ve üstsoyu ile kardeşlerine ödediği nafaka çeşididir.
Nafaka davasına bakmaya 4787 sayılı kanun ile kurulan Aile Mahkemeleri görevlidir.
Mahkeme ilamları ile ilam hükmündeki diğer kararlar son işlem tarihinden itibaren 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Yani bu ilam dayanak alınarak işlem yapılamaz. (İİK m.39/1 BK m. 146)
Nafakaya ilişkin ilamlar bu kuralın istisnasıdır. Yani, nafaka alacağına dair bir mahkeme kararı üzerinden 10 yıl geçse dahi, o mahkeme kararı geçerlidir. Ancak biriken nafaka alacakları üzerinden 10 yıl geçmekle ilam zamanaşımına uğramasa bile biriken nafaka alacakları zamanaşımına uğrar. Mesela 10.10.2006 tarihinde hükmedilen iştirak ya da yoksulluk nafakasını 10.10.2017 tarihinde tahsili için icraya koyduğumuzda 10.10.2007 tarihinden önceki nafakalar zamanaşımına uğramış olur. Ancak ilamın üzerinden 10 yıldan fazla bir süre geçmiş olmasına rağmen ilam geçerliliğini korur.
TEDBİR NAFAKASI
Medeni Kanun 169 ve 197 maddelerinde düzenlenen tedbir nafakası boşanma davası açılmadan önce veya açıldıktan sonra olmak üzere iki şekilde talep edilebilir.
Tedbir Nafakasının ödenmemesi durumunda cebri icra ile tahsili yoluna gidilebilir.
A. Boşanma Davası Açılmadan Önce Tedbir Nafakası
Boşanma ya da ayrılık davası açılmaksızın, eşlerden birinin ayrı yaşamakta haklı olduğunu ortaya koyması şartıyla diğer eşten isteyebileceği nafaka türü tedbir nafakasıdır. Ayrı yaşama hakkı; talepte bulunan eşin haklı bir nedene dayanarak ortak konutu terk etmesi (örneğin diğer eşin uyuşturucu bağımlılığı, şiddet uygulaması, sadakatsiz davranışları ya da eşin bilgisi dışında konutun bir bölümünü kiraya vermesi gibi) durumunda söz konusu olabilir. Bunun yanında, diğer eşin haklı bir gerekçe olmaksızın ortak yaşamı sürdürme iradesini göstermemesi ve aile konutunu terk etmesi de ayrı yaşamak isteyen eş bakımından haklı sebep oluşturur.
Ayrı yaşamanın haklı nedene dayandığı her türlü delille ispat edilebilir. Türk Medeni Kanunu md. 197/2 hükmü uyarınca;"Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır." denmektedir.
Talepte bulunan eşin yanında ergin olmayan çocuklar bulunuyorsa, onlar için de ayrıca tedbir nafakası istenebilir. Öte yandan, Türk Medeni Kanunu md. 200 uyarınca " Koşullar değiştiğinde hakim, eşlerden birinin istemi üzerine kararında gerekli değişikliği yapar veya sebebi sona ermişse alınan önlemi kaldırır." demek sureti ile şartların değişmesi halinde hakim, eşlerden birinin başvurusu üzerine verdiği kararı değiştirebilir ya da tedbirin uygulanma sebebi ortadan kalkmışsa nafakayı kaldırabilir.
Boşanma davasından önce açılan tedbir nafakası davasında hakim yeni bir karar verene kadar tedbir nafakası devam eder.
B. Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Tedbir Nafakası
Boşanma davasının açılmasıyla birlikte eşler artık ayrı yaşama hakkını elde eder. Bu aşamadan sonra, eşin veya ergin olmayan çocukların geçimini güvence altına almak amacıyla tedbir nafakasına karar verilebilir. Davaya bakan hâkim, Türk Medeni Kanunu md. 169 "Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri resen alır." hükmü uyarınca; boşanma ya da ayrılık davası açıldığında, yargılama süresi boyunca gerekli geçici önlemleri kendiliğinden almakla yükümlüdür. Bu önlemler; eşlerin barınması, geçimi, malların yönetimi ile çocukların bakım ve korunmasına ilişkin düzenlemeleri kapsar.
Boşanma davası kapsamında hükmedilen tedbir nafakası hem eş hem de ergin olmayan çocuklar lehine kararlaştırılabilir. Bu nafaka, geçici nitelikte bir koruma tedbiri olduğundan tarafların kusur durumuna bakılmaz. Hakim, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını değerlendirerek hangi taraf yararına ve ne miktarda nafaka ödeneceğine karar verir. Kanun gereği hakim, tarafların ayrıca talepte bulunmasını beklemeksizin tedbir nafakasına hükmedebilir. Ancak açık bir talep mevcutsa, taleple bağlılık ilkesi gereğince istenenden fazlasına karar veremez. Yargılama devam ederken tarafların mali koşullarında değişiklik meydana gelirse, hakim re’sen ya da başvuru üzerine nafaka miktarını artırabilir veya azaltabilir. Boşanma davası ile birlikte istenen tedbir nafakası, davanın eki (fer’i) niteliğinde olduğundan ayrıca harca tabi değildir. Bu nafaka, boşanma hükmü kesinleşinceye kadar devam eder. Kararın kesinleşmesiyle birlikte ise tedbir nafakası ya sona erer ya da şartları varsa yoksulluk nafakası veya çocuklar yönünden iştirak nafakası olarak devam eder.
Boşanma davasında hükmedilen tedbir nafakası, boşanma davasında verilen karar kesinleşene kadar devam eder.
İŞTİRAK NAFAKASI
İştirak nafakası, velayet kendisine bırakılmayan eşin, ergin olmayan çocuğun bakım ve giderlerine mali gücü oranında katılmasını sağlamak amacıyla hükmedilen nafaka türüdür. Hâkim, talep olmasa dahi bu nafakaya karar verebilir. Bu nafakada eşlerin kusur durumu dikkate alınmaz; temel amaç çocuğun bakım, barınma, sağlık ve eğitim gibi ihtiyaçlarının karşılanmasıdır.
TMK 182/2'e göre; "Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır." şeklinde hüküm altına alınmıştır.
Boşanma veya ayrılık davası sırasında “tedbir nafakası” olarak hükmedilen ve çocuk lehine ödenen nafaka, kararın kesinleşmesiyle birlikte iştirak nafakası olarak devam eder.
İştirak nafakası talebi; fiilen çocuğa bakan eş, çocuğa atanmış kayyım veya vasi ya da ayırt etme gücüne sahip çocuk tarafından ileri sürülebilir (TMK m.329).
Kural olarak iştirak nafakası; çocuğun 18 yaşını doldurması, evlenmesi ya da mahkeme kararıyla ergin kılınması (TMK md.12) hallerinde sona erer (TMK m.328/1). Ancak çocuk ergin olmasına rağmen eğitimine devam ediyorsa, ana ve babanın eğitim süresi boyunca çocuğa bakma yükümlülüğü devam eder. Bu durumda, uygun koşullar varsa nafaka eğitim hayatı sona erinceye kadar sürdürülebilir (TMK m.328/2 ve m.182/2).
İştirak Nafakası, nafaka borçlusunun ölmesi, çocuğun ergin olduktan sonra eğitim hayatına devam etmemesi durumunda, evlenmesi durumlarında kesilir.
YOKSULLUK NAFAKASI
Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle ekonomik olarak zor duruma düşecek olan eşin, diğer eşten mali destek talep edebilmesini sağlayan nafaka türüdür. Ancak bu talepte bulunabilmek için isteyen eşin, karşı taraftan daha ağır kusurlu olmaması gerekir (Türk Medeni Kanunu m.175).
Yoksulluk Kavramı
Yoksulluk nafakasının temel şartı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olmaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında; kişinin yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, eğitim ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde gelirinin bulunmaması yoksulluk olarak kabul edilmektedir.
Ayrıca Yargıtay 3. Hukuk Dairesi içtihatlarına göre; nafaka talep eden kişinin dul-yetim aylığı alması, emekli maaşı bulunması veya asgari ücretle çalışması tek başına yoksulluğu ortadan kaldırmaz. Değerlendirme yapılırken tarafların sosyal ve ekonomik durumları birlikte dikkate alınır.
Kusur ve Talep Şartı
Tarafların eşit kusurlu olması ya da nafaka yükümlüsünün kusursuz olması, şartlar mevcutsa yoksulluk nafakasına hükmedilmesine engel değildir. Ancak hâkim bu nafakaya kendiliğinden karar veremez; mutlaka talep edilmesi gerekir. Talep, boşanma davası sırasında hüküm kesinleşinceye kadar ileri sürülebilir.
Süre ve Sona Erme Halleri
Yoksulluk nafakası kural olarak süresiz olarak hükmedilir. Ancak:
Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden,
Yoksulluğun ortadan kalkması,
Nafaka alacaklısının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması,
Haysiyetsiz hayat sürmesi
durumlarında mahkeme kararıyla kaldırılabilir (TMK m.176/2).
Dava Açma Süresi ve Yetki
Yoksulluk nafakası, boşanma davası içinde talep edilebileceği gibi, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı bir dava ile de istenebilir (TMK m.178).
Artış Oranı
Türk Medeni Kanunu m.176/3 uyarınca hâkim, irat şeklinde ödenmesine karar verilen nafakanın ilerleyen yıllarda hangi oranda artırılacağını da hüküm altına alabilir. Uygulamada artış oranı genellikle TÜİK verilerine (örneğin ÜFE oranı), enflasyon göstergelerine veya belirli ekonomik endekslere bağlanmaktadır.
Diğer Hususlar
Evliliğin süresi kısa olsa dahi (hatta bir gün sürmüş olsa bile) şartlar oluşmuşsa yoksulluk nafakasına hükmedilebilir. Maddi veya manevi tazminata hükmedilmiş olması, ayrıca yoksulluk nafakası verilmesine engel değildir. Çünkü her iki kurumun hukuki niteliği farklıdır. Yoksulluk nafakası kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Önceden vazgeçilmiş olması kesin hüküm teşkil etmez; koşulları varsa sonradan dava yoluyla talep edilebilir.
YARDIM NAFAKASI
Yardım nafakası, yoksulluğa düşecek durumda olan altsoy, üstsoy ve kardeşlerin talebi üzerine hükmedilen bir nafaka türüdür. Bu nafaka, dava tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde bağlanır (Türk Medeni Kanunu m.364).
Yoksulluk Ölçütü
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında; kişinin yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, eğitim ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeyde gelirinin bulunmaması yoksulluk olarak kabul edilmektedir. Yardım nafakası değerlendirilirken de bu ölçüt esas alınır.
Talep Sırası
Yardım nafakası, miras hukukundaki sıra gözetilerek talep edilir. Buna göre nafaka yükümlülüğü öncelikle altsoya, ardından üstsoya ve daha sonra kardeşlere yöneltilir. Nafaka alacaklısının altsoydan talep imkânı varken kardeşlere başvurması mümkün değildir. Yani yükümlülükte bir öncelik sırası bulunmaktadır.