Boşanma sürecinde maddi ve manevi tazminat, evliliğin sona ermesinde kusuru daha ağır olan eşin, diğer eşe ödemekle yükümlü olduğu bedeli ifade eder. Boşanma davaları genel olarak anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davaları şeklinde ikiye ayrılır. Anlaşmalı boşanmada taraflar, tazminat ödenip ödenmeyeceğini, ödenecekse miktarını ve hangi tarafın ödeme yapacağını kendi aralarında kararlaştırabilirler. Buna karşılık çekişmeli boşanma davalarında maddi veya manevi tazminata hükmedilebilmesi için öncelikle tarafların kusur durumlarının mahkemece belirlenmesi gerekir.
Boşanma davalarında tazminat talepleri, maddi ve manevi tazminat olarak ileri sürülebilir. Bu talepler, nafaka ve velayet gibi boşanmanın fer’i (yan) sonuçları arasında yer alır. Dolayısıyla boşanma davası açılırken, aynı dava dilekçesi içerisinde maddi ve manevi tazminat talebinde de bulunulabilir.
Genel kural olarak, bağımsız bir tazminat davası açıldığında talep edilen miktar üzerinden nispi harç ödenmesi gerekir. Ancak boşanma davası ile birlikte talep edilen maddi ve manevi tazminat için ayrıca nispi harç yatırılması söz konusu değildir.
Evlilik birliğinin boşanma ile sona ermesi nedeniyle kusursuz veya daha az kusurlu olan eş, mevcut ya da ileride elde etmesi muhtemel menfaatlerinin zedelenmesi sebebiyle kusurlu eşten uygun miktarda maddi tazminat talep edebilir. Bunun yanında, boşanmaya yol açan olaylar yüzünden kişilik hakları ihlal edilen eş de kusurlu taraftan manevi tazminat isteyebilir.
Maddi ve manevi tazminata ilişkin kanuni düzenlemeler, bilinçli olarak genel ve soyut ifadelerle kaleme alınmıştır. Bu durum ilk bakışta belirsizlik gibi görünse de aslında hakime somut olayın özelliklerini dikkate alarak hakkaniyete uygun bir karar verme imkanı tanımayı amaçlamaktadır. Bu nedenle uygulamada verilen emsal kararların incelenmesi, tazminat şartlarının ve miktarının belirlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
BOŞANMADA MADDİ TAZMİNAT DAVASI
Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesinin birinci fıkrası, boşanma halinde maddi tazminatın yasal dayanağını ve sınırlarını belirlemektedir.
Kanunun 174/1. maddesine göre:
“Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.”
Bu düzenleme uyarınca, boşanma davasında maddi tazminata hükmedilebilmesi için birtakım şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Öncelikle talepte bulunan eşin kusursuz ya da diğer eşe kıyasla daha az kusurlu olması gerekir. Ayrıca boşanma sebebiyle kişinin mevcut ya da ileride elde etmesi muhtemel menfaatlerinin zarar görmüş olması şarttır.
Maddi tazminat miktarı belirlenirken, tarafların kişisel beklentileri veya soyut talepleri değil; boşanma nedeniyle gerçekten zedelenen mevcut ya da beklenen menfaatlerin kapsamı esas alınır. Bu yönüyle maddi tazminat; bir cezalandırma aracı değil, uğranılan ekonomik kaybın dengelenmesine yönelik bir hukuki imkandır.
Öte yandan anlaşmalı boşanma davalarında maddi tazminat, tarafların serbest iradeleri doğrultusunda kararlaştırılır ve mahkemece uygun bulunması halinde hüküm altına alınır. Bu durum, maddi tazminatın şartlarının hâkim tarafından kusur tespiti çerçevesinde değerlendirildiği çekişmeli boşanma davalarından önemli ölçüde ayrılmaktadır.
Boşanmada Maddi Tazminat Şartları
Çekişmeli boşanma davalarında maddi tazminata hükmedilebilmesi için Türk Medeni Kanunu’nun 174/1. maddesinde öngörülen şartların tamamının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Buna göre:
Evlilik birliği boşanma ile sona ermiş olmalıdır.
Maddi tazminat, boşanmanın fer’i bir sonucudur. Evliliğin ölümle sona ermesi halinde, sağ kalan eşin diğer eşin mirasçılarına karşı boşanmaya dayalı maddi veya manevi tazminat talep etmesi mümkün değildir.
Tazminat talep eden eş kusursuz ya da daha az kusurlu olmalıdır.
Daha ağır kusurlu olan tarafın maddi tazminat isteme hakkı bulunmamaktadır.
Mevcut veya beklenen menfaatler boşanma nedeniyle zedelenmiş olmalıdır.
Burada kastedilen; evlilik devam etseydi elde edilmesi muhtemel ekonomik yararların, boşanma sebebiyle kaybedilmesidir.
Zarar, boşanmaya sebep olan olaylardan kaynaklanmalıdır.
Örneğin eşler arasında gerçekleşmiş olsa dahi bir trafik kazası ya da hekim hatası nedeniyle doğan zararlar, boşanmaya dayalı maddi tazminatın konusu yapılamaz. Bu tür talepler genel hükümlere göre ayrıca ileri sürülmelidir.
Öte yandan, mevcut veya beklenen menfaatlerinin boşanma sebebiyle zedelendiğini iddia eden taraf, bu durumu ispatla yükümlüdür. Maddi tazminatın bir zenginleşme aracı olmadığı; yalnızca boşanma nedeniyle uğranılan ekonomik kaybı dengelemeye yönelik olduğu unutulmamalıdır.
Anlaşmalı boşanma davalarında ise maddi tazminata hükmedilebilmesi için tarafların bu konuda açık bir mutabakata varmış olmaları gerekir. Maddi tazminat ödenip ödenmeyeceği ve ödenecekse miktarı, tarafların ortak iradesiyle belirlenmelidir. Aksi halde taraflar arasında temel konularda uzlaşma sağlanamamış olacağından, anlaşmalı boşanmanın şartlarının oluştuğundan söz edilemez.
BOŞANMADA MANEVİ TAZMİNAT DAVASI
Boşanma sebebiyle manevi tazminatın amacı, evliliğin sona ermesine yol açan olaylar nedeniyle kişilik hakları ihlal edilen eşin yaşadığı elem, üzüntü ve ruhsal yıkımın kısmen de olsa giderilmesidir. Manevi tazminat, malvarlığında meydana gelen bir eksilmeyi değil; kişinin manevi dünyasında oluşan zararı telafi etmeye yöneliktir.
Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesinin ikinci fıkrası, boşanmada manevi tazminatın yasal dayanağını oluşturmaktadır.
Kanunun 174/2. maddesine göre:
“Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.”
Manevi tazminatın belirlenmesinde hâkim; tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, kusur oranlarını, olayın ağırlığını ve meydana gelen manevi zararın boyutunu dikkate alır. Bu noktada talep edilecek miktarın dikkatli belirlenmesi büyük önem taşır. Zira boşanma davasında manevi tazminat talebi kural olarak sonradan ıslah yoluyla artırılamaz. Bu nedenle dava dilekçesinde talep miktarının özenle belirlenmesi gerekir.
Boşanmada Manevi Tazminat Şartları
Boşanma nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için Türk Medeni Kanunumuzun 174. maddesinin 2. fıkrasında yer alan şartların gerçekleşmesi gerekmektedir, buna göre:
Evlilik birliği, boşanma ile sona ermiş olmalı,
Manevi tazminat talebinde bulunan eşin kişilik hakları, diğer eşin davranışları nedeniyle saldırıya uğramış olmalı,
Aleyhine tazminat talep edilen eş, boşanmaya sebep olan olaylarda kusurlu olmalıdır,
Manevi tazminatın talep konusu, boşanmadan ve boşanmaya sebebiyet veren olaylardan kaynaklanmalıdır.
Bu noktada unutulmaması gereken önemli bir husus da şudur: Boşanmaya sebebiyet veren her davranış, eşin kişilik haklarına saldırı anlamına gelmemektedir. Örneğin bir eşin, aile konutunu terk etmesi ve geri dönmemesi, başlı başına kişilik haklarına saldırı teşkil etmemektedir. Kişilik haklarına saldırının varlığından söz edilebilmesi için: Eşe karşı tehdit, hakaret veya iftira vb. fiillerle aşağılayıcı, korkutucu, küçük düşürücü bir davranışta bulunularak kişilik haklarının saldırı altında bırakılmış olması gerekmektedir.